
Kıbrıs’ta bir sağlık sorunum olduğunda Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ve grubun bir parçası olan Girne’deki Dr. Suat Günsel Hastanesi ilk gittiğim sağlık kurumlarının başında gelir. Nitekim geçen Kasım ayında da nörolojik olduğunu düşündüğüm bir rahatsızlığım nedeniyle YDÜ’nün Nöroloji Bölümü’nden Uzman Dr. Şahin Işık’tan randevu aldım.
Daha önceden tanımadığım ve hakkında kimseden referans almadığım Şahin Bey beni dikkatle dinledi, detaylı bir nörolojik muayene yaptı ve sonra da şikayetimle ilgili bir test yapılmasını istedi. Ancak, benimle konuşurken şikayetime konu olan rahatsızlığın ötesinde daha ciddi bir sorunum olabileceğini belirledi ve manyetik rezonans görüntülemesi de (MRI) önerdi. MRI sonucunda da şüphelendiği rahatsızlık doğrulanmış oldu. Derhal 25 yıla yakın bir süredir hastası olduğum İstanbul’da Florence Nightingale Hastanesi’ndeki doktorumla da temasa geçtim ve gerek kendisinin gerekse Şahin Bey’in önermiş oldukları ilaçları almaya başladım. Ancak her iki doktor da bazı ek teşhis yöntemleri talep ettiler. Şansım her iki doktorun da aynı şeyleri istemesiydi. Dolayısıyla bende hiç bir kafa karışıklığı oluşmadı. Acil bir durum olmadığını bildiğimden istenilenleri yavaş yavaş yaptırdım.
Talep edilen tanı yöntemlerinin sonuncusu holter takılmasıydı. Bu işlemin yapılması için Hastane’nin çağrı merkezini arayarak randevu almak istedim. Ancak bu işlemin yapılması için önce kardiyoloji bölümünden bir doktorun beni görmesi gerektiği söylendi. Onun üzerine ilgili bölümden Uzman Doktor Güven Gürkan Sayak’tan 13 Ocak 2026 sabah 11:40’a randevu aldım. Doktor Bey’in yoğunluğu nedeniyle randevu beş gün sonraya verilebildi. Bir süre sonra holter için de ayrı bir randevu almak gerekebilir düşüncesiyle doktor muayenesinin ardından bir holter randevusu ayarlamaları için yeniden Hastane’nin Kardiyoloji bölümünü aradım. Gerçekten de ayrı bir randevu gerekiyordu. Bana ‘o zaman muayeneden önce saat 10’00’da gelin holter takılsın, sonra doktor sizi görsün’ dendi. Bana garip geldi ama konuya hakim olmadığımdan da bir şey söylemedim.
13 Ocak’ta söylenen saatte holter taktırmaya gittim. Ancak bu kez bana ‘bugün holteri takalım, yarın holter çıkarıldıktan ve raporu üretildikten sonra doktor sizi görsün, üzerinizde bu alet takılyken sizi muayene edemez’ dendi. Bu sıralama benim de mantığıma uygun geldi. O gün holter takıldı ve bana ertesi sabah 9:20 için Güven Gürkan Bey’e yeni bir randevu ayarlandı.
14 Ocak’ta randevuma geç kalmamak için 8:45’te hastanede oldum. Holter çıkarıldı ve sistemden raporun alınması için biraz beklemem istendi. Saat tam 9:20’de doktorun beni çağırmasını beklerken holterimi çıkaran teknisyen yanıma geldi ve raporumu bana uzattı. Ancak, Dr. Güven Gürkan Sayek beni görmek istemiyormuş. ‘Kendisini muayene etmeyeceğim, holter takılmasını hangi doktor istediyse gitsin ona yorumlatsın’ demiş.
Holter taktırmak için hastanenin bir kardiyoloğuna görünmemin şart olduğu söylenmiş, doktora görünmeden holter takılmasına karar verilmiş, sonra da kardiyolog beyefendi beni görmeyi reddetmişti. Her ne kadar doktor bey beni kabul ederse durumu anlatabileceğimi söyledimse de sonuç değişmedi.
Elime tutuşturulan bir rapor ile ortada bırakılmıştım. Bu olayın arkasında iki temel sorun vardı. İlk sorun, randevu verenlerin holter randevusunu doktor randevusundan sonraya ayarlamaları gerektiğini bilmemeleri. Bu da personelin prosedürler konusunda eksik bilgileri olduğunu gösteriyordu. İkinci sorun doktorun hasta ilişkileri konusunda duyarsız olması. Muayene etmek istemese bile hastayı kabul edip neden holter taktırmış olduğunu anlaması ve ona göre hareket etmesi gerekiyordu.
Bu muamelenin üzerine hasta hakları sorumlusuna gidip şikayetçi oldum. Geçmişte aynı hastanenin hasta hakları bölümünü iki kez ödeme prosedürlerindeki sorunlar nedeniyle ziyaret etmiş ve her iki olayda da beni daha sonra şikayetçi olduğum bölümden bir yetkili telefonla arayıp kendilerini savunmaya çalışmıştı. O nedenle bu kez beni dinleyen kişiye, şikayetçi olduğum sistemi savunmak veya doktoru korumak için bana telefon edilmemesini, düzeltici tedbirler alınmasının yeterli olacağını söyledim. Onlar ise konuyu başhekime iletileceklerini ve bana mutlaka geri döneceklerini söylediler.
Aradan bir hafta geçince ve hastaneden bir ses çıkmayınca hasta hakları bölümünü tekrar aradım. Görüştüğüm kişiye Pazar günü bu konuda üç ayrı portalda bir yazı yazacağımı ama yazmadan önce de hastanenin görüşünü almak istediğimi söyledim. Kişi tekrar başhekimle görüşüp geri döneceklerini belirtti. Kısa bir süre sonra geri dönüldü. Başhekim şikayetlerin yazılı yapılmasını istiyordu. Dilekçemi iletmem için bana bir de e-posta adresi iletildi.
Konuyu kırtasiyeye boğarak beni başlarından atmak istediklerini, sistemlerini düzeltmek, doktorlarını da hasta ilişkilerinde daha hassas olmaları konusunda uyarmak niyetleri olmadığını anlamıştım
Sistem bozuk kalmaya devam edecek, hastaya empati duyan, mesleğinde başarılı Şahin Bey gibi doktorlardan empati yoksunu doktorların bir şeyler öğrenmesi için de çaba gösterilmeyecekti.
Bana gelince, elimdeki holter raporunda kalbimde bir sorunu olmadığını, sınırlı tıp bilgimle zaten anlamıştım. Ancak, yine de fotoğrafını çekip ChatGPT’ye yükledim. Anında geçmiş olsun bir şeyin yok yorumunu alt detaylarıyla aldım. Raporu ayrıca WhatsApp üzerinden Türkiye’deki kardiyoloğuma ve YDÜ’deki nöroloğuma ilettim. Her ikisi de bir saat içerisinde kalbimle ilgili bir sorunum olmadığını geçmiş olsun dilekleriyle birlikte ilettiler.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu gönderi kategorisi hakkında gerçek zamanlı güncellemeleri doğrudan bildirim almak için tıklayın.








