SOCAR Türkiye, havacılık sektöründeki karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik çalışmalar kapsamında Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) ticaretine başlayacağını duyurdu.
Şirketten yapılan açıklamaya göre SOCAR Türkiye, SAF ekosisteminin gelişimini desteklemek amacıyla sektörle iş birliklerini genişletmeyi planlıyor. Bu çerçevede Türk Hava Yolları (THY) ile 13 Ağustos 2025’te imzalanan mutabakat zaptı doğrultusunda ilk ticari operasyonun hayata geçirilmesi öngörülüyor.

SOCAR Türkiye Üst Yöneticisi Elçin İbadov, sürdürülebilirliğin şirket faaliyetlerinde temel bir unsur haline geldiğini belirterek, enerji sektöründeki deneyim ve entegre yapı sayesinde SAF alanında somut adımlar atma imkânına sahip olduklarını söyledi. Ibadov, STAR Rafineri’nin kapasitesi ve teknik yetkinliklerinin SAF çalışmalarına katkı sunduğunu ifade etti.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) ve ICAO tarafından belirlenen kriterlere uygun şekilde üretilen SAF, yaşam döngüsü değerlendirmelerine bağlı olarak geleneksel jet yakıtına kıyasla daha düşük emisyon sağlıyor. Kullanılmış kızartma yağları ve çeşitli biyolojik atıklardan elde edilen HEFA bazlı SAF, küresel havacılık sektörünün emisyon azaltım hedeflerinde önemli araçlardan biri olarak kabul ediliyor.
2050 net sıfır emisyon hedefi
Havayolları da 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda SAF kullanımını programlarına almış durumdalar. Türk Hava Yolları (THY) Türkiye’de SAF kullanımını önceleyen ilk büyük taşıyıcı konumunda. THY çeşitli uluslararası tedarikçilerden SAF tedarik etti. Ancak TÜPRAŞ ile yaptığı yerli SAF tedarik anlaşması, Türkiye’nin ilk yerli üretim iş birliği oldu.
Pegasus Hava Yolları, Petrol Ofisi (PO) ile sürdürülebilir havacılık açısından önem teşkil eden iş birlikleri yapıyor. Pegasus, PO tarafından ikmali gerçekleştirilen SAF hacmini 2022’den bu yana artırarak sürdürüyor. Yeni anlaşmalarla bu kullanım yerli üretim ile desteklenerek devam ediyor.
Petrol Ofisi Grubu, yarım yüzyılı aşkın bir süredir Türkiye’de hizmet verirken havacılık alanında ise PO Air markasıyla varlık gösteriyor. Türkiye’de 72 havalimanında yakıt ikmali sağlayan PO Air, Türkiye’ye sefer düzenleyen 250’den fazla havayoluyla çalışıyor.
Küresel SAF üretimi yavaş artıyor
Dünya genelinde Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) üretimi ve kullanımı artmaya devam ederken, artışın istenen seviyede olmadığı dikkat çekiyor. SAF üretimi ve kullanımının önünde, 2026’ya girerken fırsatlar kadar ciddi sorunlar da bulunuyor.
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO)’nun 2024’te yayımladığı güncel projeksiyonlara göre, 2024–2027 dönemi için SAF üretimi, 108 tesis duyurusuna dayanarak artırılmış durumda. 2030 sonrası ise duyuruların sınırlı olması nedeniyle tahminler modelleme yoluyla yapılıyor.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA)’nın 2025 sonunda paylaştığı verilere göre, SAF üretimi 2025’te 1,9 milyon ton seviyesine ulaşacak; bu rakamın 2026’da 2,4 milyon tona çıkması bekleniyor. Ancak bu artışın önceki tahminlerin gerisinde kaldığı belirtiliyor. SAF’ın 2025’te küresel jet yakıtı tüketimindeki payı yüzde 0,6 olarak hesaplanıyor.
Avrupa ve İngiltere’de eleştiriliyor
Avrupa’da yürürlüğe giren ReFuelEU düzenlemesi ve Birleşik Krallık’ın SAF zorunlulukları, sektör tarafından maliyet artırıcı etkileri nedeniyle eleştiriliyor. IATA’nın değerlendirmesine göre bu uygulamalar, arzı artırmak yerine maliyetleri yukarı çekiyor ve havayollarını geleneksel jet yakıtına kıyasla beş kata kadar daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya bırakıyor.
Ham madde en büyük sorun
SAF üretiminin, teknolojiden ziyade düşük karbonlu ham madde kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle kısıtlandığını piyasa analistleri belirtiyor. Yenilenebilir dizel ile rekabet, sürdürülebilirlik sertifikasyon süreçleri ve ileri biyoyakıt teknolojilerinin yavaş ölçeklenmesi sektörün en önemli darboğazları arasında gösteriliyor.
Bu gönderi kategorisi hakkında gerçek zamanlı güncellemeleri doğrudan bildirim almak için tıklayın.











